Eğitmen: Işıl Baysan Serim

Bu seminer dizisinde, filmlerin modern ve sonrasının mimarlık arşivini oluşturan ütopya, distopya ve heterotopyaları nasıl biçimlendirdiği ve görüntüye nasıl tercüme ettiği ele alınacaktır. Bu güzergah, sinema, mimarlık ve kent ilişkisinin soykütüğünü belirleyen söylemsel, toplumsal, siyasi, iktisadi ve teknolojik olayların izini sürmemize imkan veren okumaları içermektedir.

Biletler için tıklayınız.

SEMİNERİN GENEL ÇERÇEVESİ

1. Hafta : Modernizm Ütopyası: Sinematik Kentin Doğuşu

Sinemanın tasarım araçlarının (senaryo, storyboard, diyagram, atmosfer tasarımı/mizansen – dekor, ışık, kostüm, kamera açıları, montaj/kurgu) kuramsal/kavramsal gelişimi ile sanat, mimarlık ve kent programları arasındaki etkileşimin teknik, analojik, morfolojik ve metaforik boyutlarının, sürecin avangart filmleri dolayımı ile tartışılması.

2. Hafta : Modern Ütopyacılığın Kırılganlığı- Sinemada Kent Distopyaları

Modernizm hakikat algısını paramparça ederken, hakikati (yeniden-) icat ve inşa edeceği anlatıları ve programları, sinema ve mimarlık ittifakı dolayımı ile gündelik hayata yerleştirdi. Filmler sürecin avangart akımlarının da taşıyıcısı oldular. Kübizm, ekspresyonizm, fütürizm ve konstrüktivizm sinemasal deneylerin estetiğini oluştururken, gerçekliğin suretleri kimi zaman karardı kimi zaman daha gölgeli, gözenekli hale geldi. Ekonomik krizler, savaşlar, göçler vb gibi olaylar ütopyaların bu çok parçalı ve kaygan yüzeyini tekinsizleştirirken; sinemada her zaman yerini koruyacak olan kent distopyalarının doğuşuna yol açtı. Bu haftanın diyagramını, Dr Caligari’nin Muayenehaesi’nden Metropolis’e, Brazil’den Karanlık Şehir ve Bıçak Sırtı’na kadar, distopik kentlerin aktörleştiği filmler oluşturacaktır.

3. Hafta : Herhangi-Bir-Yer’den Yok-Yer’lere ‘Kentsel Heterotopyalar’

İkinci Dünya Savaşının yıkıcı sonuçları modernizme ölüm maskesi giydirmekle kalmadı, siyasi-iktisadi kutupların yönettiği bir dünya sahnesine yol açtı. Savaşın fiziksel, duyusal ve ontolojik yıkıntılarından Film-noir (kara film), Yeni-Gerçekçilik ve Yeni-Dalga gibi auteur yani yönetmen sineması örnekleri gündeme geldi. Yıkıntıların oluşturduğu katmanlar, Gilles Deleuze’ün ‘herhangi-yerler’, Foucault’nun ise ‘heterotopya’ olarak tanımladığı yeni bir mekansal gerçekliği ortaya çıkardı. Seminerin üçüncü haftasında, birbiriyle bağdaşmaz topolojilerin ortaya çıkarttığı heterotopyaların biçimlediği sinematik kentler, Deleuze’ün II. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasını kavramsallaştırdığı sinema çalışmalarıyla birlikte ele alınacaktır.

4. Hafta : Dijitopyalar ve/veya Dijital Heterotopyalar: Ekranlardan Doğan Kentler Günümüzde, sayısal (dijital) görüntü mekanlarından doğan mimarlık ve kent tasarımları, sinema için sonsuz bir gelecek vaat etmektedir. Bilgisayar ve Enformasyon teknolojilerinin mümkün kıldığı video sanatı, çevrim-içi/çevrim-dışı oyunlar, etkileşimli enstalasyonlar, hologramlar, artık içinde ikamet edebileceğimiz bir sinema mecrası sunuyor.