Oral Göktaş (So?, Kurucu Ortak)

2005 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden mezun oldu, 2009’da aynı üniversiteden yüksek lisans derecesi aldı. 2007’de Sevince Bayrak’la beraber SO? Mimarlık ve Fikriyat’ı kurdular. İstanbul Modern – MoMA PS1 işbirliği ile gerçekleştirilen Yeni Mimarlık Programı’nda Göğe Bakma Durağı isimli projeleri birinci seçildi, uygulandı ve Architekturführer Istanbul adlı kitapta yayınlandı. Bu proje MoMA ve MAXXI’de sergilendi. 2015 yılında, Londra’da İngiliz Kraliyet Sanat Akademisi’nin Turkishceramics ile açtığı uluslararası yarışmayı kazandılar ve projeleri “Beklenmedik Tepe” İngiliz Kraliyet Sanat Akademisi’nde uygulandı. Roma’daki modern sanat müzesi MAXXI için yapmış oldukları Kayıp Bariyer adlı eser 2016 yılında MAXXI’nin kalıcı koleksiyonuna katıldı. Ortaköy Meydanı’ndaki yerleştirmeleri Havai Bahçe; Sotheby’s, Wallpaper ve Architectural Digest gibi yayın ve kurumların en iyi yerleştirmeler listesine girdi. Projeleri EU Mies ve Aga Khan ödüllerine aday gösterildi.
Oral Göktaş aralarında Londra, Roma, Floransa, Cenova, Bordeaux, New York ve Lubyana gibi şehirlerde kamusal alan, mimarlık ve kentleşme üzerine sunumlar yaptı. 2016 yılında Bilgi Üniversitesi’nde ders verdi, halen MEF Üniversitesi’nde yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çalışıyor ve aynı üniversitede Alternatif Mimarlık Pratikleri yüksek lisans programını yürütüyor.

Tavuklar Evi

İşveren Palanga Sanat ve Mimarlık Çiftliği 
Proje Türü Kümes
Tamamlanma Yılı 2018
İşbirlikçiler Asmaz
Tasarım Firması SO?
Fotoğrafçı Ali Taptık

Kent merkezine yakın ancak göz önünde olmayan bir alanın sanat ve mimarlık aracılığı ile yeniden ele alınması için tasarlanmış olan çiftlikteki kümes yapısı da tasarımı dönüştürücü bir araç olarak kullanmayı amaçlıyor. Tavuklar Evi projesinde yanıt aranan temel sorulardan biri şudur: “Tasarım kırsal çevrenin dönüşümünde, doğa üzerinde hakimiyet kurmadan dönüştürücü bir rol oynayabilir mi?”. 20. yüzyıl boyunca tasarım modernitenin kentsel yaşamlara uyarlanması için güçlü bir araç olarak kullanıldı. Bugün kent ve kır arasındaki ikilik keskinleşti ve kırsal çevrelerin uzun zamandır göz ardı edilen değerleri ön plana çıktı; kırsal artık sadece bir kaçış alanı değil, insanların kentin bitmek bilmeyen kaosu yerine tercih edebilecekleri bir yaşam biçimi alternatifi olarak konuşulmaya başladı. Tüm bu tartışma ile beraber kırsal çevrede yapı yapmak da bugün mimarlığın yeniden keşfedilen konularından biri olarak açığa çıkıyor.